Bugün biraz dertleşelim istiyorum. Tasarım süreçlerinde danışanlarımdan en sık duyduğum cümle şudur: "Tuğçe Hanım, bu odayı çok seviyorum ama üzerime üzerime geliyor, burayı nasıl ferahlatabiliriz?"
Yeni nesil dairelerde metrekareler ne yazık ki pek cömert değil. Küçük bir salon, daracık bir yatak odası ya da "kutu gibi" bir çalışma odası... İnsana bazen nefes alamıyormuş hissi veriyor, biliyorum. Ama dekorasyonun güzelliği de burada başlıyor; algıyla oynayarak o küçücük odayı bir saray yavrusuna (abartmıyorum, en azından ferah bir sığınağa!) dönüştürebiliriz.
İç mimarların cebindeki o gizli silahı size veriyorum: Ayna İllüzyonu. Aynalar sadece kendimizi görmek için değil, mekanı "kopyalayıp çoğaltmak" için vardır. Gelin, küçük evinizi genişletmek için uyguladığım 5 altın kurala birlikte bakalım.
Pencereyi "Kopyala - Yapıştır" Yapın
Küçük odaların en büyük düşmanı nedir biliyor musunuz? Işıksızlık ve manzarasızlık. Eğer odanızda tek bir pencere varsa ve içerisi loşsa, duvarlar olduğundan daha yakın görünür.
Buradaki en eski ama en garantili numara şudur: Aynanızı pencerenin tam karşısına veya (açı kurtarıyorsa) çaprazına asın. Bu ne işe yarar? Ayna, dışarıdaki gökyüzünü, ağacı ve en önemlisi gün ışığını alır, odanın kör noktasına taşır. Sanki odanızda ikinci bir pencere açmışsınız gibi bir ferahlık hissi yaratır. Sabahları odaya girdiğinizde o yansımanın yarattığı aydınlık farkına inanamayacaksınız.
Tavanı Yükseltme Operasyonu: "Dikey" Düşünün
Bazen sorun odanın eni değil, tavanın alçaklığıdır. Basık tavan, odayı klostrofobik hale getirir. Burada gözü kandırmamız gerekiyor.
Gözü yukarı doğru yönlendirmek için dikey formlu, uzun boy aynalarını kullanmanızı öneririm. Tuhams koleksiyonundaki ince uzun metal çerçeveli modelleri düşünün... Bunları duvara asmak yerine, hafif bir açıyla duvara yasladığınızda (leaning mirror), tavan sanki olduğundan 20-30 cm daha yüksekmiş gibi algılanır. Hem modern bir görünüm elde edersiniz hem de o "basık" his yok olur gider.
"Büyük Ayna Odayı Kapatır" Efsanesini Unutun
İşte en çok yapılan hata! Genelde şöyle düşünülür: "Odam küçük, o zaman küçük eşyalar ve küçük bir ayna kullanmalıyım."
Hayır, lütfen bunu yapmayın. :) Küçük bir duvarda asılı duran minik bir ayna, odayı daha da parçalanmış ve dağınık gösterir. Küçük alanlarda "Oversized" (büyük boyutlu) ayna kullanmaktan korkmayın. Duvarın büyük bir kısmını kaplayan dev bir ayna, o duvarı görsel olarak yok eder. Odaya giren kişi duvarı değil, yansımayı görür ve derinlik algısı sonsuza uzanır. Cesur olun, büyük parçalar küçük odaların kurtarıcısıdır.
Mobilyanın Arkasına Gizlenen Derinlik
Yemek masanızın arkasındaki o boş duvar veya koltuğunuzun arkası... Buralar ayna kullanımı için en stratejik noktalardır.
Özellikle yatay (landscape) formda geniş bir aynayı yemek masası arkasına yerleştirdiğinizde, masa görsel olarak uzar, avizenin ışığı iki katına çıkar ve o sıkışık yemek alanı bir anda ferah bir "dining room" havasına bürünür. Sanki aynanın arkasında başka bir oda varmış gibi bir derinlik hissi yaratırsınız.
Çerçevelerde "Sessizlik" İyidir
Konumuz küçük odalarsa, "less is more" (az çoktur) felsefesinden şaşmamalıyız. Çok kalın, koyu renkli ahşap veya aşırı işlemeli çerçeveler, gözü yorar ve bir sınır çizer.
Amacımız sınırları kaldırmak olduğu için, Tuhams'ta benim de favorim olan ince metal (gold, siyah, krom) veya tamamen bizote (çerçevesiz) aynaları tercih etmenizi öneririm. Ayna duvarla ne kadar bütünleşirse, mekan o kadar akıcı görünür.
Toparlayalım; Metrekareleri değiştiremeyiz belki (komşunun duvarını yıkmadığımız sürece!) ama içinde nasıl hissettiğimizi değiştirmek bizim elimizde. Doğru bir ayna yatırımı, inanın bana yapacağınız en akıllıca dekorasyon hamlesi olacak.
Evinizin potansiyelini ortaya çıkarmak için hangi aynanın size uygun olduğuna karar veremiyorsanız, koleksiyonumuza bir göz atın.